Zeki HOZER- MEDİCALPARK PARK BAŞHEKİM YARDIMCISI

Zeki HOZER- MEDİCALPARK PARK BAŞHEKİM YARDIMCISI

Medical Park Başhekim Yrd.
Yazarın Tüm Yazıları >

ENDÜSTRİEL YA DA TRANS YAĞLAR         

A+A-

                                       

 

Zaman zaman ,kamusal kuruluşlar ve ilgili tıp araştırma merkezleri ,bazı konulardaki araştırmalara dikkat çekerek, yurttaşlar arasında bu konudaki farkındalığa katkı sağlamaya çalışırlar. Uzun yıllardır tütüne karşı yürütülen mücadelenin bir benzerinin de ,rutin günlük yaşamda,kek,pasta, bisküvi,çikolota ve  kızarmış patates şeklinde yüksek miktarda  kullandığımız transyağlara değin yapılmaya çalışılıyor.

VEHAMETİ ARTTIRIYOR

Trans yağ, esasta sıvı yağlara  ilave edilen hidrojen ile sıvı yağların oda  sıcaklığında katı hale gelmesini  sağlayan ve böylece uzun raf ömrünün yanı sıra daha ucuz elde  edilmesi,pişirme sırasında gıdada  yanma ve koyulaşma yaratmaması ile de bazı avantajlar sağlaması nedeni ile üreticilerin ve tüketicilerin  gözdesi olma konumunu hep korudu. Bugün,sizler için  tüm barlar , lokantalar ve fast food zincirlerinde hazırlanarak satışa sunulan ve  masanıza getirilen kızartılmış patates  dahil çoğu ürünün hazırlanmasında kullanılan ve atılmaksızın defalarca işleme  maruz bırakılan bu yağların hem yapısal özellikleri hem de tekrar tekrar işleme sokulması, durumun vehametini arttırmakta.

ÜRETİM MİKTARLARI

Örneğin sıradan bir patates kızartmasını orta boy yediğinizde ya da bir küçük dilim çikolata ve kek aldığınızda yaklaşık 3 ila 8 gram arasında trans yağ da vücudunuza girmiş oluyor. Modern toplumlarda,her yıl fast food türü beslenme alışkanlığının giderek arttığı da yapılan çalışmalarının bir sonucu.Pastacılık sektöründe yıllık ikiyüz bin tona yakın ya da mağazalarda ev tipi paketlenerek satışa çıkarılan yüz elli bin ton ve  genel olarak her on yılda katlanarak artan ve günümüzde yıllık altı yüz bin tonu aşan endüsrtiel yağ üretim miktarları durumun ciddiyetini ortaya koymakta.

DİYABET VE OBEZİTE

Esasında doymuş yağların yüzde sekseni endüstriel olarak kullanıma hazırlanıyor. Diğer bölümü süt ve süt ürünleri ile ette bulunuyor. Hatırlanacağı gibi,2000’li yılların başlarında da tamamen katı yağdan yoksun diyetlerden dem vuruluyordu. Oysa,günümüzde yağsız beslenme nedeni ile karbonhidratlara yönelindiğinde diyabet ve obezite için risk artışı olduğunu biliyoruz,onun için de dengeli yağlı beslenmenin önemi  belirtilerek tüketilen yağın  kalitesine vurgu yapılıyor.Artık ana motto,katı ve hayvansal  yağ kullanımının azaltılması ve yerine de bitkisel sıvı yağların tercih edilmesi. Çünkü Transyağ kullanımı kalp ve damar hastalığı riskini en az yüzde yirmibeş arttırıyor. Ayrıca,metabolik sendroma,insülin direncine,bazı kanser türlerine,infertilite ve bazı cinsel işlev bozukluklarına yolaçtığı biliniyor.Alzheimer dahil  nörolojik bazı hastalıklarda da etken. Halen Dünyada,  yıllık beşyüzbin kişinin trans yağ kullanımının yarattığı hastalıklar yüzünden öldüğü hesaplanıyor. Bu yüzden Dünya Sağlık Örgütü(WHO),5 yıla kadar endüstriel yağ üretiminin ve  kullanılmasının ortadan kaldırılmasına yönelik çalışmalar yapıyor.Halihazırda 50’ye yakın ülke trans yağ kullanımı kısıtlamış ya da Danimarka gibi ülke örneklerinde görüldüğü gibi tamamen yasaklamış durumda.

O İBAREYİ ARAYIN

Gıda,Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı yayınladığı bir tebliğ ile ürünlerin trans yağ oranının yüzde bire indirilmesini teşvik ediyor. Şimdilik bizlere düşen ise,aldığmız her gıda paketinin üzerini dikkatlice okumak ve hidrojenize yağ oranlarının her porsiyon için yüzde birin altında olduğunu görmek  ya da trans yağ yoktur ibaresini aramak…

 

Bu yazı toplam 385 defa okunmuştur.
Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.